top of page
Calbagyolu_63.JPG
Calbagyolu_76.JPG
ÇAL

Çal, tarihi günümüzden binlerce yıl öncesine dayanan bir bağcılık bölgesi. Antik dönemdeki adı Mossyna. Anlamı ile ilgili birkaç teori var:

  • Ana Tanrıça anlamına gelen Mo / Ma kelimeleri ile yöre anlamına gelen -na ekinden oluştuğu ve Ana Tanrıça’nınYöresi anlamına geldiği.

  • Şarap anlamına gelen “oinos” ile iyi anlamına gelen “assu” birleşiminden Mo-ssy-nos olarak kullanıldığı ve “En İyi Şarap Kenti” anlamına geldiği.

  • Bir dönem bölgeye yerleşen demirciler nedeni ile Demirciköy adı ile anılmıştır. Şimdi ise hem ilçeye, hem de ilçeyi içine alan platoya Çağatayca’da yüksek yer anlamına gelen “Çal” adı verilmiştir.

Çal, adının hakkını veren bir coğrafya. Denizden yüksekliği 700 ile 1200 m arasında değişen bir platodan bahsediyoruz. Bu yükseklik değişimi ve yayıldığı 1500 km2’lik alan, Çal’ı pek çok mikroklimaya sahip, şaraplık kaliteli üzüm yetiştirmek için de elverişli bir konum haline getiriyor.

Bugünkü coğrafi özelliklerinden bahsederek Çal = Üzüm diyebiliyoruz. Binlerce yıl önce yaşayan halk ise bunu zaten biliyordu. “Dionysos kültünde, şarap tanrısı Çal’dan çok da uzak olmayan Nysa dağında büyütülmüştür. Yine bu coğrafyada ilk defa üzümden şarap yapmış, bu buluşu insanlıkla paylaşmak için bugünkü Çal /Ortaköy’de Dionysopolis adı ile bir kent kurmuş, Çal ve çevresinde bağcılığın gelişmesini sağlamıştır.” Antik çağ insanının şarap tanrısı ile Çal topraklarını eşleştirmesinin tesadüfi olmadığını bölgeyi ziyaret ettiğinizde daha da iyi anlayacaksınız. Çünkü doğal bitki örtüsü “asma” olan bir coğrafyadan bahsediyoruz.

 

Çal, doğası ve eşsiz coğrafyası ile yüzlerce yıl pek çok Anadolu medeniyetinin kesişim noktası olmuş, hepsinden izler almış. Likya, Frig, Lidya, İon, Pers, Roma, Bizans…gibi pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış.

Türklerin ise Anadolu’da 11. Yüzyılın sonunda yerleştikleri ilk topraklardan Çal ve çevresi. Bölgedeki köylerin isimleri de bunu kanıtlar nitelikte: Mahmut Gazi, İsa Gazi, bir yamacında Çal’ın, diğerinde Pamukkale’nin olduğu Çökelez Dağı’na adını veren efsanenin sahibi Ellez Gazi gibi…

1900 lerin başında Aydın (İzmir) vilayetine bağlı 45.000 nüfusa sahip büyük bir kaza Çal. Denizli kazasından daha fazla nüfusa sahip. Genç Cumhuriyet döneminde ise yine bağcılığı ile öne çıkmış, Amerikan anaçların bağcılık ile uğraşan merkezlere gönderilerek filoksera ile mücadelesi projesine dahil edilmiştir. 1975’te Çal’da kurulan Bağcılık Enstitüsü ile hem halkın bilinçlenmesi sağlanmış hem de kaliteli üzüm yetiştirme ve asma cinsleri konusunda pek çok araştırma yapılmıştır. 1990’lı yılların sonunda ise tarım politikaları nedeni ile bağcılığın değer kaybetmesi, tarım alanlarının miras yolu ile gitgide küçülmesi, modern bağcılık yöntemlerine geçişte geç kalınması gibi nedenlerden ötürü Çal nüfusunun yarıdan fazlasını kaybetmiştir.

Bugün, Türkiye’de 4,2 milyon ton üzüm üretiliyor, TUIK verilerine göre bunun 450.000 tonu şaraplık üzüm. Denizli ise Türkiye’nin bağ alanlarının %20’sine sahip, şaraplık üzüm üretiminin de %20’sini karşılıyor. Şaraplık üzümlerin bir kısmı Çal’dan bölge dışındaki üreticilere gidiyor. Çal’da ise bugün 10 adet şaraphane bulunuyor. (Bekilli ve Güney’i de dahil edersek üretici sayısı 16’ye çıkıyor) Toplam bölge ise Türkiye şarap üretiminin yaklaşık %30’luk bir kısmını gerçekleştiriyor. Bölgenin önde gelen oyuncusu Çal ise, üreticileri, Çal Bağ Yolu ve sizlerin desteği ile önümüzdeki yıllarda iyi şaraba yaptığı yatırımı artırarak kadehlere daha fazla dolmayı amaçlıyor.

bottom of page